HAKAN BACANLI

Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları

Anahtar Kelimeler: Ölçü İnkılabı, Ölçüler Kanunu, Ölçüler Nizamnamesi, Ölçüler ve Ayarlar Başmüfettişliği.

GİRİŞ

Ölçme uğraşı insanoğlunun geçmişi kadar eski olmakla birlikte, ölçüm bilimi -metroloji- de dünyadaki en eski bilim dallarından biri olarak kabul edilebilir[1]. İnsanoğlu ölçü ihtiyacını karşılayabilmek için önceleri vücudunda veya çevresinde gözlediği basit, doğal ve yerel karşılaştırma ve ölçü vasıtalarını kullanmıştır[2]. Mezopotamya’da ölçü birimlerini ilk kez kullanan Sümerlerde de uzunluk ölçülerinin temel birimleri vücudun herhangi bir uzvu temel alınarak oluşturulmuştur. Babil ölçü birimleri de Sümer ölçülerinin devamı niteliğindedir[3] . Asur Ticaret Kolonileri çağında Anadolu’da kullanılan ağırlıkların en güzel örnekleri Kayseri yakınında yer alan ve o zamanki adı Kaneş olan Kültepe’de ele geçmiştir. Anadolu’da ayrıca Troya, Demircihöyük, Tarsus, Kusura, Bozüyük, Küllüoba ve Alişar’da çeşitli biçimlerde ağırlıklar bulunmuştur[4].

Ticarette önemli yollar üzerinde olan, Anadolu ve Mezopotamya gibi bölgelerde farklı medeniyetlere ait ölçü birimleri de kullanılmıştır. Ölçü vasıtaları medeniyetler arasında en geçişken unsurların başında gelmiştir. Ölçü aletlerinin simge formlarından olan ve en erken örneklerine Mısır ve İndus Vadisi uygarlıklarında rastlanan terazi örneklerine, Batı Anadolu'daki Troia, Küllüoba ve Bozüyük gibi yerleşimlerde; Kültepe-Kaniş, BoğazköyHattuşa ve Sirkeli Höyük kazılarında, Ege coğrafyasında yapılan kazılarda rastlanmıştır[5].

Ölçme alanında farklı yöntemler ve ölçü birimleri kullanılması, zamanla ölçüm standartları oluşturma ihtiyacını doğurmuştur. Ölçüm standartları oluşturmaya yönelik ilk çalışmaların, önce Babil uygarlığında, daha sonra Mısır ve Roma uygarlıklarında yapıldığı bilinmektedir[6]. İlk ölçü standartları antropometrik sistem doğrultusunda oluşturulduğundan ve organ özellikleri de kişiden kişiye değiştiğinden genelde yöneticilerin vücut ölçüleri esas alınmıştır. Örneğin, M.Ö. 4000’li yıllarda Mısır'da Firavun'un arşını (dirseği ile orta parmağının ucu arasındaki mesafe) uzunluk ölçüsü birimi olarak benimsenmiştir[7].

“Sence” (etalon) adı verilen ve ölçü birimlerinin doğruluğunu belirlemek için faydalanılan standart numuneler eski çağlardan beri başta tapınaklar olmak üzere çeşitli yerlerde korunmuştur. Roma İmparatorluğu Dönemi’nde ölçü numuneleri kentlerin en büyük kiliselerinde muhafaza edilmiştir. Standart ölçülerin muhafazasından ve ölçülerin uygunluğunun kontrolünden de genellikle valiler veya devlet görevlileri sorumlu tutulmuştur. Klasik ve Hellenistik dönemlerde pazarlarda kullanılan ağırlıklar devletin görevli memurları (agoranomos, metrónomos) tarafından kontrol edilmiş, standart ağırlıklarla esnafın elindeki ağırlıklar karşılaştırılarak doğru olanlar damgalanmıştır[8].

İslam öncesi Arap dünyasında da diğer coğrafyalarda olduğu gibi birbirinden farklı ölçü birimleri kullanılmış olmakla birlikte, İslam ağırlık ölçüsü sisteminin temelini Yunanlıların drahmi’sine dayanan dirhem ile Roma-Bizans ölçüsü solidus’a dayanan miskal oluşturmuştur[9]. Hz. Muhammed Dönemi’nde, Cahiliye Dönemi’nde kullanılan dirhemlerle işlem yapılmasına devam edilmiş, Hz. Ömer de kendi dirhemini Hz. Muhammed Dönemi’nde kullanılan dirhemin ağırlığını esas alarak bastırmıştır. Ayrıca Muaviye b. Ebu Süfyan da Hz. Ömer'den sonra aynı dirhemi esas almıştır[10]. Ölçü konusuna, diğer kutsal kitaplarda olduğu gibi, Kur'an'da da değinilmiş, ölçü işleminin ve ölçü aletlerinin doğru olması ve haksızlık yapılmaması istenmiştir. İslam toplumlarında ölçü sahtekârlığının önüne geçilmesi işi “hisbe” teşkilatına verilmiş, şehrin mümkün mertebe en güvenilir kişisi “muhtesib” olarak seçilip pazardaki ölçü, tartı, alet ve birimlerinin ayarını düzenli biçimde denetlemekle görevlendirilmiştir[11].

Eski Türk tarihine ait metinlerden Türklerin antropometrik ölçülendirme ile birlikte doğadaki somut nesnelerden yararlanılarak oluşturulan ölçüleri ve askerî aletleri de ölçü birimi olarak kullandıkları anlaşılmaktadır. Türkçede, “bir yügrüm yer = bir koşuşla gidilecek kadar yer”, “bir er turumu suv = bir adam boyu su”, “ok atımı = okun erişebileceği yer” vs. gibi iki kavram arasındaki ilgi ve benzerliğe bağlı olarak, bir kavramın bir başka kavram ile anlatılması anlamında olan metaforlar da kullanılmıştır. Eski Türkler Çinlilerle ticari faaliyetler sonucu Çince ölçü birimlerini de kullanmışlardır[12]. Osmanlı öncesi Türk ölçülerinin öğrenilmesi açısından başlıca kaynak durumunda olan ve Türk kültür hayatının en önemli eserlerinin başında gelen Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügati't Türk” adlı eserinde yer alan ölçü birimleri Türk topluluklarının ölçü sistemindeki gücünü göstermektedir[13].

Aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere eski Türkçede çok sayıda ölçü birimi yer almaktadır[14].

İslam kültürüne girilmesiyle birlikte Türk ölçü sistemi, Arap ölçülerinden yoğun olarak etkilenmiş, Anadolu’da İslamiyet’in yayılması ile birlikte Bizans ‘solidi’sinin yerini ‘dirhem’ almışsa da her iki ağırlık ölçü birimi de uzun yıllar kullanılmıştır. Batı Anadolu beyliklerinin Bizans, Venedik ve Ceneviz’le geliştirdikleri ticari ilişkiler sonucu bu bölgelerdeki ölçüler de Anadolu’da kullanılmaya başlanmıştır[15].

Osmanlılarda beylikten imparatorluğa uzanan süreçte genişleyen topraklar ölçü birimlerinin de çeşitlenmesine neden olmuş; Osmanlılar, örfi ölçü birimlerini yaşatmakla birlikte, fethettikleri topraklardaki toplumların ölçü sistemlerinin kullanılmasına da müsaade etmişlerdir[16]. Ancak ölçü çeşitlerinin artması ve aynı ölçülerin farklı bölgelerde farklı değerlerde kullanılması önemli sorunlar doğurmuş ve ölçü konusunda birlik sağlanmasına engel olmuştur.

Aşağıdaki tablo Osmanlı Devleti’ndeki ölçü çeşitliliğini göstermektedir[17].

Tabloda verilen çok çeşitli ölçü birimlerinin kullanımlarında standartlık bulunmamaktadır. Örneğin, ağırlık ölçüsü olarak kullanılan “batman”ın Osmanlı ülkesinin hemen her bölgesinde farklı bir değeri vardır. Adana’da 4,848 kg (19. yüzyıl), Kastamonu’da 8,2 kg, Musul’da 9,236 kg (19. yüzyıl), Urfa’da 2,309 kg (19. yüzyıl) olması, aynı ölçüde dahi yöresel farklılıkların çok büyük olduğunu göstermektedir[18]. Benzer şekilde hem para birimi hem de ağırlık ölçüsü olarak kullanılan dirhemlerin ağırlığı incelendiğinde hemen her padişah döneminde kullanılan dirhemin bir diğerinden farklı olduğu görülür. Hatta aynı padişah döneminde kullanılan dirhemlerde dahi farklılıklar vardır. Örneğin II. Mehmed Dönemi’nde 3,14 gram olan dirhem, I. Süleyman Dönemi’nde 3,30 gram, IV. Mehmed Dönemi’nde 3,41 gram olabilmektedir. Diğer ölçüler için de durum aynıdır[19].

Ölçüleri standardize edebilmek için iki ucu düğümlü bir urganın sarayda hazine dairesinde saklanması gibi uygulamalar da yapılmıştır. III. Selim (1789-1807) tarafından standart ölçü olmak üzere abanoz ağacından bir mimar arşını yaptırılmış ve Mühendishane-i Berri-i Hümayun'a konmuştur. Ölçüler arasındaki farklılıkları giderebilmek, ölçü aletlerindeki sahtekârlıkların önüne geçebilmek için kontrol edilen ölçü aletlerinin üzerine padişah tuğraları, kontrol memurlarının isimleri ya da numaraları, kimi zaman da ayar yapıldığına dair çeşitli kavramlar veya kullanıldıkları belediyelerin isimleri damgalanmıştır[20].

I. Ölçü Meselesi ve Çözüm Arayışları

Ölçü karmaşasına çözüm bulmak amacıyla Mart 1790'da Paris'te toplanan “Bilim Adamları Akademisi” (Academy of Scientists) tarafından oluşturulan komite, Dunkirk-Barcelona üzerinden geçen meridyenin 1/40.000.000’unu referans uzunluk olarak kabul etmiş ve birimin adı olarak Yunanca “Metron”dan alınan “Metre” kabul edilmiştir. 1793'te yapımına karar verilen “ön metre prototipi” 25x40,5 mm kesite sahip saf platinyum çubuk olarak yapılmıştır[21]. Madde kütlesi için gram birimi ise önce buzun eridiği 0° C sıcaklıktaki 1 cm3 suyun kütlesine eşit alınmış, sonraları bunun yerine suyun yoğunluğunun en büyük olduğu 4° (dört) C sıcaklıkta 1 cm3 suyun kütlesine eşittir denilmiştir. Fransız Parlamentosu 1795’te uzunluk birimi için “metre”, ağırlık birimi için de “gram”ı (kilogram) kabul etmiştir[22]. 1799'da ağırlık biriminin de platinden imal edilmesine karar verilerek platinyumdan yapılmış kilogram ve metre standartları Fransa ulusal arşivine yerleştirilmiş, “tanımlayıcı referans standart” olarak kabul edilmiştir. Bunlar, arşivde saklandıkları için Arşiv Metre ve Arşiv Kilogram olarak anılmıştır[23].

1875’te Paris’te, aralarında Osmanlı Devleti temsilcisinin de bulunduğu 17 ülke temsilcileri tarafından, ölçüm standartlarında uluslararası birliği amaçlayan Metre Konvansiyonu (Antlaşması) imzalanmıştır[24]. Konvansiyonun en yüksek organı olan “Ölçü ve Ağırlık Genel Konferansı”nın emrinde yılda en az iki kez toplanan “Ağırlıklar ve Ölçüler Uluslararası Komitesi” çalışır. Komitenin emrinde Paris yakınında Sevr'de, görevi Metrik Sistemleri kontrol etmek ve geliştirmek olan “Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu” (BIPM = Bureau International des Poids et Mesures) daimi şekilde faaliyettedir[25].

II. Osmanlı Devleti’nde Ölçü Alanında Dönüşüm

Ticari gereklilikler sonucu Osmanlı tüccarlarının bir kesimi, Avrupalı tüccarların kullandıkları ölçülerden haberdar bulunuyorlarsa da, Osmanlı mühendislerinin Avrupa ve özellikle Fransız ölçüleriyle tanışmaları, 1784 yılında üç ayrı mühendis grubu olarak İstanbul'a gelen ve Osmanlı ordusunda istihdam edilen askerî uzmanlar üzerinden olmuştur. Fransız ve Osmanlı askerî uzmanların ortak çalışmaları, Fransız ve Osmanlı ölçülerinin mukayesesine zemin hazırlamıştır[26]. 1799’da İstanbul'a gelen İngiliz teknik ekipte de İngiliz uzunluk ölçülerinin mevcut olduğu ve mühendislerin İngiliz ve Osmanlı uzunluk ölçülerini karşılaştırıp aralarındaki oranları belirledikleri düşünülmektedir[27].

Osmanlı ve Avrupa ölçü sistemlerinin karşılaştırılmasında Osmanlı ordusuna mühendis yetiştirmek için kurulan Mühendishane-i Berr-i Hümayun’un da önemli etkisi olmuştur. Askerî alandaki gereksinimlerden dolayı Batı ölçülerinin öğrenilmesi ihtiyacı doğmuş, bu sayede yerli ve yabancı ölçüm aletlerinin karşılaştırılarak aralarındaki oranlar belirlenmiştir[28].

Osmanlı ve Fransız ölçü ve tartıları arasındaki oranlar Osmanlı bilim literatüründe ilk defa Mühendishane başhocalarından Hüseyin Rıfkı Tamanî’nin, 1801’de basılan Telhis ül-Eşkâl adlı eserinde verilmiştir. Bu eser Osmanlı zirai ve okkası ile Fransız kademi ve Paris libresi arasındaki oranları veren ilk çevirme cetvellerini içermektedir. Hüseyin Rıfkı’nın 1805 tarihli Mecmuat ül-Mühendisin adlı eseri, Fransız ölçü ve tartıları yanında metre sistemi öncesinde Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde kullanılan ölçüler ile Osmanlı ölçüleri arasındaki oranları vermektedir. Mühendishane’nin bir diğer başhocası İshak Efendi’nin 1834 tarihli Usul-i İstihkâmat adlı kitabında metrenin zira-i mimari cinsinden eşdeğeri verilmektedir. Osmanlı mühendis ve matematikçisi İbrahim Edhem Paşa Fransız matematikçi Legendre'dan tercüme ettiği 1836 tarihli Usuli'l-hendese adlı geometri kitabında metrenin eşdeğerini yayımlamış, Osmanlı ağırlık ölçüleri ‘okka’ ile ‘dirhem’in metrik eşdeğerlerini belirlemiştir[29].

Zira'ın metre ile doğrudan karşılaştırması ise ilk defa Mehmed Emin Paşa'nın teşebbüsleriyle yapılmıştır. Mehmed Emin Paşa'nın gayesi, “zira-i osmani'nin miyarını” (ayarlama örneği) imal ettirerek “standart zira” kullanılmasını sağlamaktır. Mehmed Emin Paşa 1840’ta İngiltere'de beş-altı adet zira'ın ortalaması sayılacak uzunlukta, pirinçten bir zira imal ettirmiştir. Paris'e gittiğinde bu zira'ı, metre ile mukayese ettirme talebi ile “meclis-i ulum”a teslim etmiştir. Ölçüm 25 Ekim 1841’de yapılmış ve rapor, Fransa Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla Osmanlı hükûmetine ulaştırılmıştır. Mehmed Emin Paşa Eylül 1846'da Serasker Paşa'ya bir telhis sunarak Paris'te ölçülen zira'ın zira-i osmanî için miyar olarak kabul edilmesini ve Mekteb-i Harbiye'de saklanmasını istemiştir. Bu teklif 10 Ekim 1846'da Sultan Abdülmecid'in iradesi ile uygun görülmüş, bu suretle Paris'te metre ile karşılaştırılan zira, standart zira olarak kabul görmüştür. Bu gelişme diğer ölçülerinin standartlaştırılması teşebbüslerine de vesile olmuştur[30].

1869 yılında metrik sistemi Osmanlı Devleti’nin resmî ölçü ve tartı sistemi olarak kabul eden kanun çıkmadan önce, bu sistemin değişik meslek grupları tarafından sınırlı da olsa kullanıldığı görülür. Özellikle denizcilikte bir ölçü birimi olarak kullanılan ‘kile’nin ‘tonilato’ya dönüştürülmesi çabası metre gibi diğer ölçü sistemlerinin de kullanımına yönelik bir gelişmedir[31]. 19’uncu yüzyıl ortalarında, tıpkı denizcilik alanında olduğu gibi tıp çevrelerinde de metrik ölçü ve tartılar kullanılmaya başlanmıştır. Ticaretin dışa açıldığı yerlerde, özellikle liman kentlerinde kilogram yaygınlaşmıştır. Maden işletmelerinde ton kullanılmış, Zonguldak havzasında ton, kömür tartımında temel birim olmuştur[32].

Osmanlıların metrik sisteme geçiş süreci resmen, Sultan Abdülaziz zamanında 27 Eylül 1869 (20 Cemaziyelahir 1286) tarihli ve 15 maddeli Mesahat ve Evzan ve Ekyal-i Cedideye Dair Kanunname ile başlamıştır[33]. 1869 Kanunnamesi’nde uzunluk ölçü birimi olarak “metre” kabul edilmiş ve bunun yerine ‘zira-ı a'şari’ ifadesi kullanılmıştır. Arazi ölçü birimi olarak ‘ar’, hacim ölçüsü olarak ‘öşr-i zira küp’ yani desimetreküp, birim karşılığı olarak ‘litre’, ağırlık ölçüsü olarak da ‘dirhem-i aşari’ yahut ‘gram’ kabul edilmiştir. Metre cinsinden ölçülere mikyas olmak üzere platinden bir ‘zira-ı a'şari’ ve bir kilo ağırlığına eşit bir vukıyye-i aşariyye imal ettirilip Hazine-i Hümayun’da saklanması kabul edilmiştir. Kanunun resmî işlemlerde Mart 1871’den itibaren geçerli olacağı, halkın Mart 1874’e kadar eski ve yeni ölçüleri birlikte kullanabileceği, bu tarihten sonra eski ölçülerin yasaklanacağı belirtilmiştir[34].

Kanunname’ye ek olarak yayımlanan 25 adet cetvel, Osmanlı uzunluk, alan, hacim ve ağırlık birimlerinin metrik eşdeğerlerini bir arada veren ilk resmî cetvellerdir. Bu resmî cetvellerin yanında, şahıslar tarafından düzenlenmiş cetveller de yayımlanmıştır[35].

1869 Kanunnamesi’nin çıkmasıyla, yeni sistemi ülke çapında benimsetmek ve kullanımını kolaylaştırmak için Cedîd Mikyasların Tatbik ve Muayenesine Dair Nizamname yayımlanmıştır[36]. 64 maddelik bu nizamname; tartı memurları, yeni ölçülerin uygulanması ve kontrolü, yeni ölçülerle yapılacak alışverişin denetlenmesi, cezalar, damgalardan alınacak vergiler, yeni ölçülerin özellikleri, kullanım şekilleri ve fiziki özelliklerine yer verir. Nizamnameye göre yeni ölçülerden kontrol amaçlı damgalı birer numune her vilayet ve sancak merkezinde bulundurulacaktır. Sancak ve kazalara yeni ölçü sisteminin tatbik ve kontrolünden sorumlu bir memur tayin edilecek, memurlar tarafından damgalanmamış ölçüler kullanılmayacak ve ölçüler her yıl kontrolden geçirilecektir[37].

Kanunname’nin yayınını takiben, ilk ölçü ve tartı takımları, Fransa'dan getirtilmiş, İstanbul'daki Tophane-i Amire’de de metrik ölçü ve tartılar imal edilmiştir. Metre sistemi 1874 yılından itibaren tüm ülkede mecburi tutulmuş olmasına rağmen, yeni ölçülerin beklenilen ölçüde kullanılmadığı görülmüş ve yeni ölçülere geçişin ertelenmesi kararlaştırılmış, 1874-1879 yılları arasında beş senelik bir uzatma süresi söz konusu olmuştur[38].

1879 yılında toplanan Birinci Ölçüler ve Ağırlıklar Genel Konferansında, Metre Konvansiyonunun kurucu devletleri arasında yer alan Osmanlı Devleti, Miralay Hüsnü Bey tarafından temsil edilmiş ve ilk yıllık ödeme (27,132 FF) yapılmıştır. Ödenen miktar Amerika, Almanya ve Fransa'dan sonra yatırılan en yüksek dördüncü miktardır. Ancak, Balkanlarda başlayan sıkıntılar ve Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle yıllık üyelik ödemeleri yapılamamış ve BIPM genel kurul üyesi olan Miralay Hüsnü Bey de kurul toplantılarına katılamamıştır[39].

Bu dönemde basılan, Yusuf Paşa’nın Muhtasar Kavaid-i İlm-i Hisab adlı eseri (1880), kullanılan eski ölçü sistemini ve Fransa'dan alınan yeni ölçü sistemini birlikte tanıtmayı amaçlamıştır. Her iki ölçü sisteminin birlikte tanıtılması dönemin, pek çok alanda olduğu gibi geleneksel ve modern arasında bir geçiş dönemi özelliği taşıdığını göstermektedir[40].

Metrik sisteme geçişin tam olarak sağlanamaması hususu Temmuz 1880'de Şura-yı Devlet'te görüşülmüş ve metre sisteminin devlet işlemlerinde 1881 Mart ayından itibaren, halk arasında ise 1882 Mart ayından sonra mecburi tutulması kararlaştırılmıştır. Ayrıca, 1869 kanununun tatbikini kolaylaştıracak yeni bir kararname hazırlanmıştır. 24 Eylül 1881 tarihli kararname, “Fi 29 Şevval sene 1298 ve fi 11 Eylül sene 1297 tarihiyle şeref müteallik buyrulan irade-i seniyye-i hazret-i padişahi mucibince yeni ölçülerin tanzin ve tensikiyle suver-i icraiyesi hakkında kararnamedir” başlığını taşımaktadır ve 1882 yılında basılmıştır[41].

Mart 1882 tarihinden itibaren Osmanlı ülkesinde yeni ölçüleri kullanmak mecbur olup bütün eski ölçüler ve tartılar terk ve imha olunacak ve yeni ölçüler örneklere uygun olarak imal edilecektir. Yeni ölçülerin bir tarafına padişahın tuğrası diğer tarafına da başlangıç tarihi basılacaktır. 9 Nisan 1883 tarihli bir sadrazamlık tezkiresiyle esnafa yeni ölçüleri temin etmeleri için üç ay süre verilmiş ve bu süre sonunda yeni ölçülerin kullanılmasının mecburi olduğu belirtilmiştir[42].

Metrik sistemin kullanılmasının mecbur tutulması, yeni ölçüleri tanıtan çeşitli yayınların çıkmasına da vesile olmuştur. Hüseyin Tevfik tarafından yazılan Yeni Ölçülerin Menâfî’ ve İstimaline Dair Risale-i Muhtasara isimli yayının başındaki açıklamaya göre bazı esnafın henüz yeni ölçülere hâkim olamayan müşterileri aldatmasına ve bu konunun suiistimaline meydan vermemek için yeni ölçülerin faydalarını, türlerini ve fiyat belirlemesine dair basit kuralları açıklamak amacıyla risale hazırlanmıştır[43].

Yeni ölçü sistemine geçiş tam anlamıyla uygulanamadığı gibi, 22 Mart 1886 tarihli Dâhiliye Nezareti tezkiresiyle eski ölçülerin de muayene edilip damgalattırılmasının istenmesi, sorunu iyice içinden çıkılmaz hâle getirmiştir. Aynı yıl yeni sisteme geçiş beş yıl süreyle ertelenmişse de, beş yıllık sürenin dolduğu 1891 yılında da yeni sisteme geçiş mümkün olmamıştır. Kasım 1894'te, metre sisteminin Mart 1896 tarihinden itibaren mecburi tutulması kararlaştırılmış ve eski ölçülerin bu tarihten itibaren kullanılması yasaklanmışsa da, eski ölçüler kullanılmaya devam edilmiştir. Ölçüler konusunda ortaya çıkan karışıklıkları bertaraf edebilmek için 25 Aralık 1897 tarihinde çıkarılan bir tezkire ile yeni tartıların kullanılması geçici olarak durdurulmuştur[44].

Bu dönemde yayımlanmış olan, Osmanlı ölçü ve para sistemi ve dönüşüm sistemleri hakkında bilgiler içeren iki farklı Fransızca yayın yeni ölçülere yönelik ilginin devam ettiğini göstermeleri açısından önemlidir. Monnaies Et Principales Mesures Non Metriques Usitees Dans L’Empire Ottoman[45] (Osmanlı İmparatorluğunda Kullanılan Paralar ve Başlıca Metrik Olmayan Ölçüler) adlı eser, Osmanlı paraları, ağırlıklar, uzunluklar, tümleyiciler, farklı ölçüler ve takvimler başlıkları altında altı bölümden oluşmaktadır. Systeme Des Mesures, Poids Et Monnaies De L’Empire Ottoman Et Des Principaux Etats[46] (Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Yabancı Ülkelerin Uzunluk ve Ağırlık Ölçüleri İle Para Sistemleri) isimli ve yedi bölümden oluşan eserde ise uzunluk, yüzey, hacim ve ağırlık ölçüleri, ondalık ölçüler ve Osmanlı ölçülerinden eşdeğerleri ile belli başlı yabancı ülkelerin ağırlık, uzunluk ölçüleri ve para sistemleri konuları işlenmiştir.

Osmanlı Devleti’nin ölçüleri reforme etmek için yaptığı teşebbüsler İstanbul, Selanik, İzmir ve Beyrut gibi büyük liman şehirleri haricinde genel anlamda uygulanma olanağı bulamamış[47], metrik sistem, Cumhuriyet Dönemi’ne kadar Türk, İslam ve mahalli geleneklerin mirasçısı olan Osmanlı ölçü ve tartı sistemi ile birlikte varlığını sürdürmüş, ölçü sistemleri konusundaki sorunlar çözülememiş ve geçiş tam anlamıyla sağlanamamıştır.

III. Cumhuriyet Döneminde Ölçü Alanında Gelişmeler ve Ölçüler Kanunu

Osmanlı Devleti Dönemi’nde tüm teşebbüslere ve yasal düzenlemelere rağmen tam anlamıyla çözüme kavuşturulamamış ve kangren hâline dönüşmüş olan ölçü reformu konusu Cumhuriyetin ilanı sonrası da üzerinde durulan konulardan birisi olmuştur. Ölçüler konusunda çalışmalar yapılarak ölçülerde birlik sağlamaya yönelik bir kanun taslağı hazırlandığı 1926 yılı Meclis görüşmelerinden öğrenilmektedir.

Karesi Mebusu Mehmet Vehbi Bey tarafından ölçülerde birlik sağlanması hakkında ne gibi tedbirler alındığına dair Ticaret Vekâletine yöneltilen soru önergesine 16 Ocak 1926 tarihli oturumda Ticaret Vekili Ali Cenani Bey tarafından verilen cevapta, ölçülerde birlik sağlamak için bir kanun lâyihası hazırlandığı ve Meclis’e sunulduğu, layihanın Ticaret Encümeninde incelendiği ve Dâhiliye Encümenine gönderildiği belirtilmiş, süratle sonuçlandırılması için çalışıldığı açıklanmıştır[48].

Ölçüler hakkında hazırlanan kanun layihasının TBMM’ye arz süreci 1928 yılının sonlarında gerçekleşmiştir. Ölçüler Hakkındaki Kanun Layihası’nın TBMM’ye arzı İcra Vekilleri Heyeti’nin 26 Aralık 1928 tarihli toplantısında kararlaştırılmıştır. Başvekâlet Muamelat Müdürlüğünce TBMM Başkanlığına gönderilen 02 Ocak 1929 tarihli yazı ile Kanun Layihası ve gerekçesi sunulmuştur[49].

Kanun Layihası’nın gerekçesine göre, ölçü hususunda biri an’anevi ve millî, diğeri Avrupai iki ölçünün kullanımı ihracat ve ithalat işlerinde, tüccarların ve halkın zararlarına neden olduğu gibi iç ticarete de mahzuru dokunmaktadır. Mevcut ölçüler belirli hiçbir esasa dayanmayacak derecede çeşitlilik ve uygunsuzluk içermektedir. Gerekçede, Fransa’da metrik sistemin kabulü sürecinden de bahsedilmiş ve metrik sistemi Fransa’dan sonra kabul eden devletler şöyle sıralanmıştır: İtalya (1803), Belçika (1821), Almanya (1832), Yunanistan (1836), İspanya (1859), Portekiz (1864), Avusturya - Macaristan (1876), İsviçre (1877), Norveç (1882).

Meclis Başkanlığı tarafından kanun layihası, İktisat Encümenine havale edilmiştir. İktisat Encümeni, metrik sistem usulünün ülkemizde uygulanmasının bir iktisadi gereklilik olduğunu, bu nedenle kanun layihasının esas itibariyle kabul edildiğini, ancak bazı değişiklikler yapılmasının uygun görüldüğünü belirtmiştir. Encümen, diğer değişiklik ve ilaveler yanında, Kanunun yürürlük zamanı hakkında talep olunan süreyi yeterli görmediğinden ertelenmesine yani 1930 Haziran ayı yerine 1932 Ocak ayından itibaren yürürlüğe konulmasına karar vermiştir. İktisat Encümeni, görüşlerini Dâhiliye Encümenine gönderilmek üzere Meclis Başkanlığına göndermiştir.

Dâhiliye Encümenince layihanın esasının uygun görüldüğü, ancak bazı maddelerin değiştirildiği belirtilmiştir. Dâhiliye Encümeni, Kanunun tatbik müddeti ile ilgili İktisat Encümeni’nin 1932 yılı olarak belirlediği süreyi 1933 yapmıştır. Encümenin inceleme sonucu Bütçe Encümenine gönderilmek üzere Meclis Başkanlığına sunulmuştur.

Bütçe Encümeni, gerek hükûmetin ve gerekse İktisat ve Dâhiliye Encümenlerinin gerekçe mazbatalarındaki fikirlere tamamen katılarak kanun layihasını kabul etmiş ve inceleme sonucunu 20 Ocak 1931 tarihinde Meclis Başkanlığına sunmuştur.

Ölçüler Kanun Layihası’nın Mecliste görüşülmesine 2 Şubat 1931 tarihli 25’inci oturumda başlanmıştır. Layihanın ilk 8 maddesi okunduğu gibi kabul olunmuştur. 9’uncu maddede yapılan düzeltmenin ardından söz alan Kemal Zaim Bey, Kanunun tul, hacim satıh vahitlerini tespit ettiğini fakat kudret ve takat ölçüsü hakkında hiç bir açıklama olmadığını örneğin hararet ölçüsü, ziya ölçüsü, elektrik ölçüsü hakkında da hiç bir açıklama olmadığını söylemiş ve bu konuların da eklenmesi için bir takrir vermiştir. Takririn Encümene verilmesi kabul edilmiş, maddelerin okunmasına devam edilmiştir. 20’nci maddeye kadar olan maddeler kabul edilmiştir.

Kemal Zaim Bey tarafından verilen takrir sonucu İktisat Encümeni’nce hazırlanan yeni maddeler Meclisin 19 Mart 1931 tarihli 36’ncı oturumunda görüşülmüştür. Kabul edilen ilave maddelerle Ölçüler Hakkında Kanun’a açı, yoğunluk, mekanik, zaman, elektrik, ısı, ışık ve optik gibi alanlarla ilgili ölçü birimleri de eklenmiştir. Kanun 29 madde olarak kabul edilmiştir[50].

Ölçüler Kanunu’nun kabulünün ardından, Sanayi ve Umum Müdürü Şerif Bey ölçüler konusuna ait meseleleri araştırmak üzere 20 Nisan 1932 tarihli Kararname ile Almanya’ya gönderilmiştir[51]. Yeni ölçülerin öğrencilere ve halka öğretilmesi amacıyla Maarif Vekâleti okullarda öğrencilere, halk mekteplerinde halka yeni ölçülerin öğretilmesi için bütün vilayet maarif idarelerine bir tamim yayınlamıştır. Tamimde bilhassa Millet Mektepleri müdavimlerine metre ve litre ölçülerin evsafı ve eczası ve eski ölçülerin yeni ölçülere çevrilmesi hakkında etraflı bilgi verilmesi ve tatbikat yaptırılması istenmiştir[52].

Ölçüler Kanunu’nun uygulanmasına yönelik çalışmaların ve hazırlıkların yetersizliği zamanla birtakım sıkıntılar yaşanmasına neden olmuş ve bu husus dönemin basınında da yer almıştır. Kanunun uygulanmasını kolaylaştıracak bir talimatname olmadığı için belediyelerce, İktisat Vekâletine müracaat edilerek konuyla ilgili bir talimat istenmiştir. Ayrıca ülkenin her yerinde kilo, gram, metre gibi yeni ölçüler de tedarik edilememiştir. Kanunun uygulanmasının ertelenmesi için yeni bir kanun layihası hazırlanması ihtimali belirmiştir.

Kanun ertelenerek uygulanırsa belediye önce kullanılan ölçülerin tam olmasına bakacak, sonra eski ölçü ile yeni ölçüler arasındaki farkları gösteren cetveller, ilan şeklinde halka bildirilecektir. Belediyeler ölçülerin doğru olup olmadığını kontrol için darphanede döktürülen yeni ölçüleri kullanacak, bunlara göre kontrol yapılacaktır[53].

Ülkenin her tarafında yeni ölçülerin bulunamaması ve karşılaşılan sorunlar nedeniyle, Başvekâletçe hazırlanan ve vekiller heyetince de kabul edilen “Ölçüler Kanununun 28 inci Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında 1/466 Numaralı Kanun Lâyihası” 26 Aralık 1932 tarihinde TBMM’ye gönderilmiştir. Layihanın 1’inci maddesinde “Bu kanunun ahkâmı 1934 senesi 2’nci kânun ayının birinci gününden başlanarak tatbik olunur” denilmektedir. Layihanın gerekçesinde, ülke ekonomisinin mühim bir ihtiyacı olan metrik ölçü sisteminin başarıyla uygulanması için fennî ve idari teşkilat ile laboratuvar ve ayar tesisatına ve bunları uygulayacak idare ve fen adamlarının yetiştirilmesine ve nihayet çeşitli ölçü yedeklerini tetkik ve yeni ölçüler hakkında halkın aydınlatılmasına lüzum olduğu, şimdiye kadar bu hazırlıkların yapılamamış olduğundan Kanunun uygulanmasına kadar yeterli zaman bırakılması ve gereken ödeneğin 1933 bütçesine konulması gerekli görülerek söz konusu layihanın hazırlandığı açıklanmıştır[54].

İktisat Encümeni’nin söz konusu kanun layihası ile ilgili mazbatasında, bir sene ertelemenin zaruri olduğu ifade edilmiştir. Bütçe Encümeni ise gerekli hazırlıkların yapılabilmesi için lazım gelen intikal devresi nihayetini 1934 takvim senesi nihayeti olarak belirleyerek istenilen süreyi bir misli kadar artırmıştır. Bütçe Encümenince layihanın 1’inci maddesi şöyle değiştirilmiştir[55]:

Bu kanunda yazılı bulunan ölçülerden hangilerinin, hangi tarihten itibaren ve nerelerde mecburi olarak tatbik edileceği İcra Vekilleri Heyetinin kararıyla tayin olunur. Ancak 1934 senesi birinci kânununun 31 inci gününe kadar bu ölçülerin tamamen ve mecburî olarak tatbik edilmiş olması şarttır.

Ölçüler Kanunu’nun 28’inci maddesinin değiştirilmesi hakkındaki kanun layihası TBMM’de 31 Aralık 1932 tarihinde görüşülmüştür. 1’inci maddede yapılan değişiklikle maddenin kabul edilen son şekli şöyle olmuştur[56]:

Bu kanunda yazılı bulunan ölçülerden hangilerinin, hangi tarihten itibaren mecburî olarak tatbik edileceği icra Vekilleri Heyetinin kararıyla tayin olunur. Ancak 1933 senesi birinci kânununun 31 inci gününe kadar bu, ölçülerin tamamen ve mecburi olarak tatbik edilmiş olması şarttır.

Böylelikle 1933 senesi Aralık ayının 31’inci günü akşamını geçmemek üzere yeni ölçülerin zorunlu olarak uygulanması kabul edilmiştir. Yeni ölçülerin 31 Aralık 1933 tarihinden itibaren uygulanması, İcra Vekilleri Heyeti’nin 18 Eylül 1933 tarihli toplantısında kabul olunmuştur[57].

IV. Ölçüler Kanunu’nun Uygulanması, Karşılaşılan Sıkıntılar ve Alınan Tedbirler

Ölçüler Kanunu’na yönelik hazırlıklar kapsamında İktisat Vekâleti muhtelif mıntıkalar için ölçü müfettişleri tayin etmiştir. Mıntıka müfettişleri, 9 Ekim 1933’ten itibaren İstanbul’da Fen Fakültesi’nde açılan kurslara alınmış, bu müddet zarfında Yüksek Mühendis Mektebinde de staja başlatılmıştır[58]. Müfettişler kurs ve stajı müteakip mıntıkalarına giderek oradaki esnafı ölçüler hakkında aydınlatacak, esnafın aralık ayına kadar ellerinde yeni ölçüler bulunmasını temin edeceklerdir[59].

Yeni ölçülerin imalatına da başlanmış, ancak Ölçüler Müfettişliğince esnaf ve tüccarın henüz imalathanelere yeterli miktarda siparişte bulunmadıkları tespit edilmiştir. Belediyeler, esnafın usulsüzlük yapmasına mani olmak için tedbirler almaya başlamıştır[60]. Yeni ölçülerin uygulanmasıyla mesela okka ile kilo, arşın ile metre arasındaki fiyat farklarının halkın aleyhinde olmaması ve bazı kimselerin fırsattan istifade ederek pahalılığa sebebiyet vermelerini engellemek üzere zabıta teşkilatı yeni ölçülerin uygulanmasıyla yakından alakadar olmaya başlamıştır[61]. Yeni ölçülere geçiş sürecinde esnafa kolaylık ve yardım olmak üzere Halkevi tarafından cuma ve pazar geceleri yeni ölçüler hakkında dersler verilmeye başlanmıştır[62].

İktisat Vekili Celal Bey, yılbaşında uygulamaya geçilecek olan Ölçüler Kanunu hakkında bütün vilayetlere bir tamim göndererek Kanunun selametle tatbiki için bizzat yakın alaka gösterilmesini rica etmiştir[63].

Esnaf cemiyetleri heyetlerince esnafa yeni ölçüleri öğretmek ve kolaylık sağlamak için kilo ve okka arasındaki farkları gösteren binlerce cetvel bastırılmıştır[64]. Bu dönemde bazı gazetelerde halkı ölçüler konusunda aydınlatacak karşılaştırma cetvelleri de yayımlanmıştır. (Örnek cetveller için bk. Ekler)

Yeni Kanunun uygulanmaya başlanması sonrası, esnafın bir kısmı son güne kadar ölçü tedarik etmediğinden son dakikada tüm talepleri birden karşılamak mümkün olmamıştır. Esnaf bürosunda önceden kayıtlarını yaptıran bakkallara yalnız kilo takımları dağıtılmış ve sıvı maddeler için de şimdilik bu tartıların kullanılması bildirilmiştir. Bunun sebebi, litre ölçülerinin ihtiyaca yetmeyecek kadar az imal edilmiş olmasıdır. Sıkıntıların giderilmesi için İktisat Vekâletinin İstanbul’daki bütün teşkilatının Ölçüler Başmüfettişliğiyle birlikte çalışması, hatta dışarıdan da memur alınarak kısa zamanda İstanbul’un bütün esnafının ölçülerinin ayarlanması düşünülmüştür. Esnafa Kanun hükümlerinin kesin olduğu, eski tartıların kullanılamayacağı ve dükkânlarında bu gibi ölçüleri bulunduranların cezalandırılacağı tebliğ edilmiştir[65].

Ölçüler ve Ayarlar Başmüfettişliğince, Kanunun uygulanmaya başlandığı ilk günlerde yapılan teftişlerde genelde kilo esası üzerine iş yapılmakta olunduğu görülmüşse de, okkadan kiloya geçerken mallara konulan yeni fiyatların daha sıkı kontrol edilmesi gereği de anlaşılmıştır. İstanbul Belediyesi satıcılara kilo hesabını gösterir cetveller dağıtmaya başlamış, fiyatları gösteren rakamların yanına göze çarpar büyüklükte kilo yazılması mecburiyeti konulmuştur. Satıcıların, fiyat cetvellerini görünür yerlere asmalarıyla, verilecek paranın hesaplanması ve eski okka fiyatıyla, yeni kilo fiyatının birbirine uygunluğunun kontrolü de kolaylaşmıştır[66].

Halk tarafından Belediyelere ölçüler konusunda şikâyetler olmakla birlikte, bazı esnafın da ölçülerin pahalıya satıldığından şikâyetçi oldukları görülmüştür. Belediye, pahalı satışa mani olmak için imalathanelerde birer memur bulundurmaya karar vermiştir[67].

Yeni Ölçüler Kanunu’yla birlikte elektrik, su, havagazı saatleri ve diğer elektrik ölçüleri de muayeneye tabi olduğundan, ellerinde bu ölçülerden bulunan müesseseler beyanname vermeye başlamıştır. Beyannameler Ocak ayının son gününe kadar kabul olunacaktır. Taksimetreler de muayeneye tabi olduğundan şoförler de Ocak ayı zarfında Belediyeye müracaat ederek belge almaya mecburdur. Belediye, durumu Şoförler Cemiyetine bildirmiş ve cemiyetin bu mecburiyeti üyelerine bildirmesini istemiştir[68].

Fiyat ve miktarlardaki değişikliklerden haksız istifadeye kalkışan satıcılar hakkında Dâhiliye Vekâleti, Vilayet ve Belediyelere bir tamim yayınlayarak bu gibi hâlleri teftişler neticesinde tespit edilenlerin ihtikâr veya adi hırsızlık suçu işledikleri kabul edilerek mahkemeye verilmeleri bildirilmiştir. Ölçüler konusunda yapılan kontrollerin artmasına rağmen bazı esnafın eski tartıları gizli surette kullandıkları tespit edilmiştir. Yeni ölçülerden gayrimeşru istifadeye kalkışan esnafla mücadele etmek üzere İstanbul Belediyesinde 16 kişilik bir teftiş heyeti kurulmuştur[69].

Usulsüzlük ve hile yapan esnafla mücadele konusunda Belediye ile Ticaret Müdürlüğü arasındaki görüş ve uygulama farklılıklarını ortadan kaldırabilmek amacıyla bazı kararlar alınmıştır. Buna göre, gıda maddelerinin normal perakende fiyatları Belediye İktisat Müdürlüğüyle Ticaret Müdürlüğü tarafından her hafta muntazaman tespit ve gazetelerle ilan olunacak, bu fiyatlardan daha pahalı mal satan esnaf şiddetli takibata maruz kalacaktır. Satıcıların, gıda maddelerine fiyat listesindeki fiyatları gösteren etiketler koymasıyla Belediye kontrol teşkilatı meşgul olacaktır. Ancak, bu düşünce ve uygulama da meseleyi tamamen çözüme kavuşturmaya yeterli olmamıştır. Özellikle âlâ, orta, adi olmak üzere hepsinin birkaç türü olan gıda maddelerinin resmî cetveldeki fiyatlardan hangisine karşılık geleceğinin nasıl belirleneceği noktasında belirsizlikler mevcuttur[70].

Aksaklıkları ortadan kaldırmak ve usulsüzlüklerle mücadele etmek için tedbirler alınmışsa da hile haberleri gazetelerde çıkmaya devam etmiştir. Usulsüzlük ve ihtikâr mahalle aralarındaki esnaflarda daha açık ve acımasızdır[71]. Kilo ile okka arasındaki fiyat farkı küçüldükçe küçülmüş, hatta bazı maddelerde okka fiyatı ne ise kilo fiyatı da aynı olarak kalmıştır[72]. Okkalar tamamıyla kaldırılmasına rağmen özellikle pazarlarda satış yapan köylülerin henüz bu duruma alışamamış oldukları görülmektedir. Özellikle litre usulünde bir anlaşmazlık vardır. Bir bakkalda 22,5 kuruşa satın alınan bir litre gaz diğerinde 25 ve diğerinde 27 kuruştur[73].

Ölçülerin senelik muayenesi için konulan bir aylık müddet 1 Şubat 1934 tarihinde dolmuş, bu tarihten sonra müracaat edenlerin ölçüleri de muayene edilmiş, ancak ceza alınmıştır. 1 Şubat 1934’ten itibaren, içlerinde alkollü içecek, süt ve saire satılan şişelerin damgalanmasına başlanmıştır. Yeni ölçülere uygun olmayan kaplar imha edilmektedir. Ölçüler ve Ayarlar Başmüfettişliği tarafından eczanelerden de kullandıkları ölçülerin listesi alınmıştır[74].

İstatistiklere nazaran, Ticaret Vekâleti Ölçüler ve Ayar Teşkilatına bağlı olarak ülkenin taksim edilmiş bulunduğu yedi mıntıka merkezinde:

1933 senesinde 552.755 tane ölçü, tartı ve aletin,

1935 senesinde 384.429 tane ölçü, tartı ve aletin,

1936 senesinde 600.074 tane ölçü, tartı ve aletin,

1937 senesinde 707.799 tane ölçü, tartı ve aletin,

1938 senesinde 652.226 tane ölçü, tartı ve aletin,

1939 senesinde 572.377 tane ölçü, tartı ve aletin,

ilk ayar muayenesi yapılmış ve damgalanmıştır[75].

Yeni ölçüler nizamnamesinin uygulanması dolayısıyla bütün ölçü ve tartı aletleri kontrol edilirken nizamnamede yer almayan ölçü ve tartılar olduğu da görülmüş ve ilgililer tarafından İktisat Vekâletine müracaat edilerek bu gibi ölçülerin ayarlanması için de tedbir alınması talep edilmiştir[76].

V. Ölçüler Alanında Sonraki Gelişmeler

Hükûmet tarafından Mart 1933'te Metre Konvansiyonuna üye olmak için BIPM'a başvurularak ulusal prototip talebinde bulunulmuştur. BIPM tarafından, 30 adet metre prototipi arasında yer alan 21 numaralı metre prototipi ve Pt-Ir (Platin Iridyum) alaşımından 42 numaralı kütle prototipi imal edilerek 1935'te Türkiye'ye verilmiştir. Prototip, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca Türkiye İş Bankası Ulus Şubesi kasasında korumaya alınmıştır. 1953'te başlatılmış olan II. Uluslararası Kütle Prototiplerinin Karşılaştırma Ölçümlerine gönderilen 42 numaralı Ulusal prototipin, BIPM'da yapılan muayenesi sonucunda, düşürülmüş olduğu tespit edilerek değiştirilmesinin teklif edilmesi üzerine, söz konusu prototip yerine 54 numaralı prototip Türkiye'ye teslim edilmiştir[77].

1960’da yapılan BIPM Genel Konferans’ında yedi temel birimden oluşan “Uluslararası Birimler Sistemi” (SI: Système International d'Unités) benimsenmiştir: Uzunluk için ‘metre’, kütle için ‘kilogram’, zaman için ‘saniye’, elektrik akımı için ‘amper’, termodinamik ısı için ‘kelvin’, madde miktarı için ‘mol’ ve ışık şiddeti için ‘kandela’. Bunlardan da frekans için ‘hertz’, elektrik gücü için ‘watt’ ve ısı için ‘celcius’ gibi temel olmayan SI birimleri türetilir. 1960’ta “SI”nın geliştirilmesine dek, metre Paris yakınında Sevr’de bulunan BIPM’nin mahzeninde saklanan bir metal çubuğun uzunluğu ile tanımlanırken 1960’ta kriptonun bir tayf çizgisi üzerinden yeniden tanımlanmıştır. 1983’te mevcut tanım, ışık hızı temel alınarak adapte edilmiş ve metre ışığın boşlukta 1/299,792,458 saniyede aldığı yolun uzunluğu biçiminde tanımlanmıştır[78].

1960'larda Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde metrolojiyle ilgili teknik çalışmalar başlatılmış, ölçüm doğruluğuna duyulan ihtiyaç doğrultusunda metroloji alanında faaliyet gösteren ilk laboratuvar Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 1962 yılında kurulmuştur[79].

1982 yılında başlanan çalışmalar sonunda 11 Ocak 1992’de TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi bünyesinde “Ulusal Metroloji Enstitüsü” kurulmuştur. TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü Kuruluş ve İşletme Yönetmeliği, 8 Ocak 1998 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. 1997'ye kadar, Türkiye İş Bankası Ulus Şubesinde bir kasada korunmuş olan Ulusal Kütle Prototipi, 4 Temmuz 2007'de TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) heyetine teslim edilmiştir. Ulusal prototipler, Türkiye'nin “Uluslararası Ölçüm Sistemi”ne entegrasyonunda, “arşından-metreye”, “okkadan kilograma” geçişine tanıklık etmesinden dolayı, ayrıca tarihî bir önem taşımaktadır[80].

SONUÇ

Toplumsal ve iktisadi hayatın hemen her alanında yer alan ve artık vazgeçilmez hâle gelen ölçü alet ve sistemleri üzerine birçok çalışma yapılmışsa da, özellikle ölçülerin standartlaştırılması ve aralarındaki çevrim farklılıklarının net olarak tespiti uzun süreler halledilememiş başlıca sorun olarak süregelmiştir. Farklı ölçü sistemlerinin kullanılıyor olması, ticaret ve vergilendirme başta olmak üzere birçok alanda önemli sorunlara neden olmuştur. Tarihsel süreçte, Türk topluluk ve devletleri de hem kendi örfi ölçü sistemlerini hem de yeni tanıştıkları toplulukların sistemlerini kullanmış ve ölçüler arasındaki değer farklılıklarından kaynaklanan sorunları yaşamışlardır. Osmanlı Devleti de kendinden önceki devletler gibi bu konuyla ilgilenmiş, ancak alınan yüzeysel tedbirler ölçü karmaşasına çözüm olmamış, Avrupa’da bilimsel çalışmalar neticesi kabul edilmiş olan metre sisteminin kabulü bir çıkış yolu olarak görülmüştür. 1869 Kanunnamesi ile yeni ölçü sistemine geçiş kabul edilmiş olmakla birlikte devletin içinde bulunduğu zorluklar, yaşanan savaşlar, ekonomik bozukluk, ulaşım ve iletişim sorunları, alınan tedbirlerin ve bu konuda yapılan çalışmaların eksikliği gibi hususlar nedeniyle yeni ölçülerin tam anlamıyla ülke genelinde uygulanması mümkün olamamıştır. Yeni ölçülere tam olarak uyum sağlanamadığından her defasında erteleme kararları verilmiş, ertelemeler mevcut sorunları daha da karmaşık hâle getirmiştir. Cumhuriyet’in ilanı sonrası başlayan inkılaplar sürecinde ölçüler konusuyla da ilgilenilmiş, ölçüler hakkında hazırlanan kanun layihası Meclise sunulmuştur. Kanunun görüşmeleri, yapılan değişiklikler vakit almış, Mart 1931’de kabul edilen Kanunun 1 Ocak 1934’ten itibaren yürürlüğe girmesi kabul edilmiştir. Kanunun yürürlüğe girmesi öncesi yapılan hazırlıklar tam anlamıyla yeterli olmamış; yeteri kadar yeni ölçü aleti temin edilememiş olması, ölçüleri kontrol edecek yetişmiş personel eksikliği, bazı tüccar ve esnafın suiistimalleri birtakım sorunlara ve halkın şikâyetlerine neden olmuştur. Karşılaşılan sorun ve aksaklıklara gerek ilgili bakanlıklar ve gerekse belediyelerce çözümler bulunmaya ve hızlı müdahaleler yapılmaya çalışılmıştır. Kanunun uygulanması konusunda ısrarcı olunmuş, iptali ve tehiri söz konusu edilmeden sorunların çözümü yoluna gidilmiştir. Yeni sistemden geri adım atılmaması, 1869’dan beri süregelen karmaşanın da nihayetlenmesine ve ülkede yeni ölçülerin tamamıyla uygulanmasına vesile olmuştur. Yeni Cumhuriyet uluslararası anlamda da ölçüler konusundaki yenilikleri takip etme gayreti içine girmiş, bu konuda uluslararası teşkilatlara üye olunmuş, teknik ve bilimsel gelişmeler takip edilmiştir.

EKLER

Ek-1. Okka ile alınan bir şey, kilogramla alındığı vakit kaç kuruş verilecektir?[81] (Cetvel okkası bir kuruştan başlayarak okkası beş liraya kadar olan şeylerin kilogram fiyatlarını gösterir.)

Ek-2. Çarşı arşını ile alınan bir şey metre ile alındığı vakit kaç kuruş verilecektir?[82] (Cetvel arşını 10 kuruştan başlayarak, arşını 15 liraya kadar olan şeylerin metre fiatlerini gösterir.)

Ek-3. Eski kile ile alınan bir şey litre ile alındığı vakit kaç kuruş verilecektir?[83] (Cetvel eski kilesi 1 kuruştan başlayarak 1000 kuruşa kadar olan şeylerin litre fiatlerini gösterir.)

KAYNAKÇA

Aksoy, Lemi, Modern Türkiye’de Ölçü İnkılâbı, Türk İktisat Cemiyeti Konferanslar Serisi: 13, Güneş Matbaası, İstanbul 1941.

Akşam, 21 Kânunusani 1934.

Akşam, 25 Kânunuevvel 1932.

Akşam, 28 Kânunuevvel 1933.

Akşam, 29 Kânunuevvel 1933.

Akşam, 29 Teşrinisani 1933.

Akşam, 30 Kânunuevvel 1933.

Akşam, 4 Teşrinisani 1933.

Akşam, 6 Teşrinisani 1933.

Akşam,10 Teşrinievvel 1933.

Akşam,16 Kânunuevvel 1932.

Cumhuriyet, 1 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 1 Şubat 1934.

Cumhuriyet, 10 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 12 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 15 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 16 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 17 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 21 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 3 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 3 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 3 Şubat 1934.

Cumhuriyet, 4 Kânunusani 1929.

Cumhuriyet, 4 Kânunusani 1934.

Cumhuriyet, 5 Kânunusani 1934.

Çakar, Enver, vd., “Osmanlı Devleti’nde Kullanılan Ölçü ve Tartı Birimleri”, Kantarın Topuzu-Teraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2016, s.69-78.

Doğan, Aybüke Betül, Eski Türkçede Ölçü, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2014.

Dönmez, Sevgi, “Hitit Dönemi’nde Değişim Araçları ve Ölçü Birimleri”, The Journal of Academic Social Science Studies, C 6, S 8, 2013, s.813-832.

Duman, Halis, Ölçü Sistemleri ve Birimler - Element ve Atom - Enerji Şekilleri ve Birimleri - Uzay, Evren ve Yıldız Sistemleri, İstanbul 1993.

Ekinci, İlhan, “Osmanlı Deniz Ticaretinde Ölçü Birimlerinin Batılılaşmasına Bir Örnek: Kile’den Tonilatoya, Moorsom Usulü’nün Uygulanması”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C 4, S 17, Bahar 2011, s.311-324.

Eksen, Ziya, Antik Çağda Ağırlık ve Hacim Ölçü Araçları, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Antalya 2010.

El-Kürdi, M. Necmüddin, Şer’i Ölçü Birimleri ve Fıkhi Hükümleri, Çev. İbrahim Tüfekçi, Buruc Yayınları, İstanbul 1996.

Er, Şükrü, “Eski Ölçülerimiz ve Metre Sistemi”, Standard, S 414, Haziran 1996, s.110-113.

Erginöz, Gaye Şahinbaş, “Hititlerde Ağırlıklar ve Ölçüler”, Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisi, S 10, 2006, s.225-235.

Erkal, Mehmet, “Ölçü”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 34. Cilt, s.28-31.

Erten, Safiye Yılmaz, “Muhtasar Kavaid-i İlm-i Hisab Perspektifinden 19. Yüzyılda Osmanlı’da Eski ve Yeni Ölçü Birimleri”, Osmanlı Bilim ve Düşünce Tarihi Sempozyumu, 8-10 Mayıs 2014, Osmanlı Bilim ve Düşünce Tarihi Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Ed. Mehmet Fatih Gökçek, Gümüşhane Üniversitesi Yayınları, Ankara 2014, s.116-122.

Galib Bey, Yeni Mikyaslara Dair Risale, Tatyos Matbaası, 1287.

Günergun, Feza, “Eski Fransız ve Metre Osmanlı Ölçü ve Tartılarının Sistemlerindeki Eşdeğerleri: İlk Karşılaştırmalar ve Çevirme Cetvelleri”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları II, İstanbul 1998, s.23-48.

Günergun, Feza, “Osmanlılar ve Metre Sistemi”, Osmanlı, VIII, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1999, s.655-663.

Hinz, Walther, İslâm'da Ölçü Sistemleri, Çev. Acar Sevim, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları, Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1990.

Hüseyin Tevfik, Yeni Ölçülerin Menâfî’ ve İstimaline Dair Risale-i Muhtasara, İstanbul 1299.

İnalcık, Halil, “Osmanlı Metrolojisine Giriş”, Tercüme Eden: Eşref Bengi Özbilen, Türk Dünyası Araştırmaları, S 73, Ağustos 1991, s.21-49.

Kallek, Cengiz, “Arşın”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 3. Cilt, s.411-413.

Kanunname-i İhtisab-ı Bursa - Sultan II. Bayezid Tarafından Yürürlüğe Konulan Dünyanın Bugünkü Manada İlk Standardı, TSE, Ankara 1998.

Kısaca Metroloji, EURAMET, 2008.

Koçaş, İlknur, “Geçmişten Günümüze Ölçü Birimleri ve Metroloji”, Bilim ve Teknik, S 503, Ekim 2009, s.28-33.

Kürkman, Garo, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri, Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü, İstanbul 2003.

Kürkman, Garo, Osmanlılarda Ölçü ve Tartılar, Metin ve Sergi Çalışmaları, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 14 Ekim - 14 Aralık 1991.

Maralbek, Yermukhamet, vd., “Kaşgarlı Mahmut’un Divanu Lügati’tTürk Adlı Eserinde Yer Alan Ölçü Birimleri”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S 88, 2018, s.187-199.

Metroloji, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü, 2013.

Monnaies Et Principales Mesures Non Metriques Usitees Dans L’Empire Ottoman, Constantinople 1908.

Özdemir, Recep, “Tarihte Tüketici Haklarına Yönelik Yapılan İlk Kanun: Kanunnâme-i İhtisab-ı Bursa”, Mecmua Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, S 4, Güz 2017, s.1-16.

Özyetkin, A. Melek, “Tarihî Türk Dili Alanında Uzunluk/Mesafe Ölçümünde Kullanılan Birimler”, 38. ICANAS-Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi / Dil Bilimi, Dil Bilgisi ve Dil Eğitimi, Ankara, 10-15.09.2007, 38. ICANAS, Cilt 3, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yayınları, Ankara 2011, s.1413-1420.

Reglement Et Tables Pour La Conversion Des Poids Et Mesures, Constantinople 1870.

Robinson, Andrew, Ölçüler Kitabı, NTV Yayınları, 2009.

Systeme Des Mesures, Poids Et Monnaies De L’Empire Ottoman Et Des Principaux Etats, Constantinople 1910.

Taşkın, Ünal, “Osmanlı Devrinde Ortadoğu'da Kullanılan Ağırlık ve Hacim Ölçüsü Birimleri”, Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, C V, S 2, Temmuz 2007, s.63-79.

Taşkın, Ünal, Osmanlı Devleti’nde Kullanılan Ölçü ve Tartı Birimleri, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ 2005.

Tekin, Oğuz, “Tarih Boyunca Terazi Ağırlıklarına Genel Bir Bakış”, Kantarın Topuzu-Teraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2016, s.31-47.

Tekin, Oğuz, “Yakın Doğu Uygarlıklarından Bizans'a Terazi ve Terazi Ağırlıkları”, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Haberler, S 42, 2016, s.1- 11.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 2, C 21, İçt. Senesi: 3, 39. İçtima, 11.1.1926.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 2, C 21, İçt. Senesi: 3, 40. İçtima, 13.1.1926.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 2, C 21, İçt. Senesi: 3, 41. İçtima, 14.1.1926.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 2, C 21, İçt. Senesi: 3, 42. İçtima, 16.1.1926.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 3, C 25, İçt. Senesi: 4, 25. İnikat, 2.2.1931.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 3, C 26, İçt. Senesi: 4, 36. İnikat, 19.3.1931.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, Devre: 4, C 11, İçt. Senesi: 2, 18. İnikat, 31.12.1932.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi (BCA), 30.18.1.2 / 27.26.15.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi (BCA), 30.18.1.2, / 39.65.12.

* Bu makalede Etik Kurul Onayı gerektiren bir çalışma bulunmamaktadır.

Kaynaklar

  1. Kısaca Metroloji, EURAMET, 2008, s.9.
  2. Halis Duman, Ölçü Sistemleri ve Birimler - Element ve Atom - Enerji Şekilleri ve Birimleri - Uzay, Evren ve Yıldız Sistemleri, İstanbul 1993, s.3.
  3. Ziya Eksen, Antik Çağda Ağırlık ve Hacim Ölçü Araçları, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Antalya 2010, s.18.
  4. Garo Kürkman, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri, Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü, İstanbul 2003, s.18; Gaye Şahinbaş Erginöz, “Hititlerde Ağırlıklar ve Ölçüler”, Kutadgubilig Felsefe-Bilim Araştırmaları Dergisi, S 10, 2006, s.226-228; Sevgi Dönmez, “Hitit Dönemi’nde Değişim Araçları ve Ölçü Birimleri”, The Journal of Academic Social Science Studies, C 6, S 8, 2013, s.816.
  5. Tekin, Oğuz, “Tarih Boyunca Terazi Ağırlıklarına Genel Bir Bakış”, Kantarın TopuzuTeraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2016, s.37-38; Oğuz Tekin, “Yakın Doğu Uygarlıklarından Bizans'a Terazi ve Terazi Ağırlıkları”, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Haberler, S 42, s.2-4.
  6. İlknur Koçaş, “Geçmişten Günümüze Ölçü Birimleri ve Metroloji”, Bilim ve Teknik, S 503, Ekim 2009, s.29.
  7. Cengiz Kallek, “Ölçü”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 34. Cilt, s.30.
  8. Kallek, a.g.m., s.28; Andrew Robinson, Ölçüler Kitabı, NTV Yayınları, 2009, s.48; Tekin, “Yakın Doğu …”, s.9-10.
  9. Garo Kürkman, Osmanlılarda Ölçü ve Tartılar, Metin ve Sergi Çalışmaları, Türk ve İslam Eserleri Müzesi 14 Ekim - 14 Aralık 1991, s.7.
  10. M. Necmüddin el-Kürdi, Şer’i Ölçü Birimleri ve Fıkhi Hükümleri, Çev. İbrahim Tüfekçi, Buruc Yayınları, İstanbul 1996, s.46, 54.
  11. Kallek, a.g.m., s.28-29.
  12. A. Melek Özyetkin, “Tarihî Türk Dili Alanında Uzunluk/Mesafe Ölçümünde Kullanılan Birimler”, 38. ICANAS-Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi / Dil Bilimi, Dil Bilgisi ve Dil Eğitimi, Ankara, 10-15.09.2007, 38. ICANAS, Cilt 3, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yayınları, Ankara 2011, s.1413-1420.
  13. Yermukhamet Maralbek- Muhammet Koçak, “Kaşgarlı Mahmut’un Divanu Lügati’t-Türk Adlı Eserinde Yer Alan Ölçü Birimleri”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S 88, 2018, s.189-196.
  14. Aybüke Betül Doğan, Eski Türkçede Ölçü, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2014.
  15. Kürkman, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri, s.56, 59.
  16. Halil İnalcık, “Osmanlı Metrolojisine Giriş”, Türk Dünyası Araştırmaları, Ter. Eşref Bengi Özbilen, S 73, Ağustos 1991, s.22.
  17. Ünal Taşkın, Osmanlı Devleti’nde Kullanılan Ölçü ve Tartı Birimleri, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Elazığ 2005.
  18. Taşkın, a.g.e., s.17-19.
  19. Kürkman, a.g.e., s.61, 116, 122, 125, 127.
  20. İnalcık, a.g.m., s.41; Mehmet Erkal, “Arşın”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 3. Cilt, s.411-413; Kürkman, a.g.e., s.84, 90.
  21. Koçaş, a.g.m., s.31.
  22. Duman, a.g.e., s.7.
  23. Koçaş, a.g.m., s.31.
  24. Robinson, a.g.e., s.14.
  25. Duman, a.g.e., s.8.
  26. Ünal Taşkın, “Osmanlı Devrinde Ortadoğu'da Kullanılan Ağırlık ve Hacim Ölçüsü Birimleri”, Orta Doğu Araştırmaları Dergisi, C V, S 2, Temmuz 2007, s.70. Feza Günergun, “Eski Fransız ve Metre Osmanlı Ölçü ve Tartılarının Sistemlerindeki Eşdeğerleri: İlk Karşılaştırmalar ve Çevirme Cetvelleri”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları II, İstanbul 1998, s.24-25.
  27. Feza Günergun, “Osmanlılar ve Metre Sistemi”, Osmanlı, VIII, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 1999, s.656.
  28. Enver Çakar, vd., “Osmanlı Devleti’nde Kullanılan Ölçü ve Tartı Birimleri”, Kantarın Topuzu-Teraziler, Ağırlıklar, Ölçü Aletleri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2016, s.76.
  29. Günergun, “Eski Fransız ve …”, s.25, 27, 31-32, 34-35.
  30. Günergun, “Osmanlılar ve …”, s.657. Günergun, “Eski Fransız ve …”, s.36-38.
  31. İlhan Ekinci, “Osmanlı Deniz Ticaretinde Ölçü Birimlerinin Batılılaşmasına Bir Örnek: Kile’den Tonilatoya, Moorsom Usulü’nün Uygulanması”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C 4, S 17, Bahar 2011, s.314-316.
  32. Günergun, “Osmanlılar ve …”, s.658.
  33. Kanunnamenin çıkarılmasından birkaç ay sonra yayımlanan “Reglement Et Tables Pour La Conversion Des Poids Et Mesures” (Ağırlık ve Uzunluk Ölçülerinin Dönüşümü İçin Kurallar ve Tablolar) isimli broşürün başında 1869 Kanunnamesine yer verilmiştir. Eserde eski ölçüleri yeni ölçülere dönüştürmek için değer ve esasları içeren tablolar yer almaktadır. Bk. Reglement Et Tables Pour La Conversion Des Poids Et Mesures, Constantinople, 1870.
  34. Kürkman, a.g.e., s.154-155.
  35. Günergun, “Eski Fransız ve …”, s.40-41. Bu cetvellerden birisi, Galib Bey’in 1871 yılında basılan “Yeni Mikyaslara Dair Risalesi”dir. Galip Bey'in kitabının okullarda kullanımı Maarif Nezareti tarafından emrolunmuştur.
  36. Günergun, “Osmanlılar ve …”, s.659.
  37. Kürkman, a.g.e., s.159-168.
  38. Günergun, “Osmanlılar ve …”, s.659-660.
  39. 881'in sonlarında Osmanlı Devleti’nin toplam borcu 32.649 FF düzeyine ulaşmıştır. BIPM, 27 Şubat 1883 tarihli yazısında Miralay Hüsnü Bey'in, genel kurul toplantılarına katılmadığı için istifa etmiş sayılacağını ve yıllık ödemelerin yapılmamasından dolayı, imal edilen ilk 30 prototip arasında yer alan ve Türkiye'ye verilmesi gereken ulusal metre ve kilogram prototiplerinin verilemeyeceğini bildirmiştir. Bunun üzerine Osmanlı Devleti 1883'te Metre Konvansiyonundan çekildiğini BIPM'a bildirmiştir. Bk. Koçaş, a.g.m., s.31- 32.
  40. Safiye Yılmaz Erten, “Muhtasar Kavaid-i İlm-i Hisab Perspektifinden 19. Yüzyılda Osmanlı’da Eski ve Yeni Ölçü Birimleri”, Osmanlı Bilim ve Düşünce Tarihi Sempozyumu, 8-10 Mayıs 2014, Osmanlı Bilim ve Düşünce Tarihi Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Ed. Mehmet Fatih Gökçek, Gümüşhane Üniversitesi Yayınları, Ankara 2014, s.118-119.
  41. Günergun, “Osmanlılar ve …”, s.660.
  42. Kürkman, a.g.e., s.169-170.
  43. Hüseyin Tevfik, Yeni Ölçülerin Menâfî’ ve İstimaline Dair Risale-i Muhtasara, İstanbul 1299.
  44. Günergun, “Osmanlılar ve …”, s.660; Kürkman, a.g.e., s.184-185.
  45. Monnaies Et Principales Mesures Non Metriques Usitees Dans L’Empire Ottoman, Constantinople, 1908.
  46. Systeme Des Mesures, Poids Et Monnaies De L’Empire Ottoman Et Des Principaux Etats, Constantinople, 1910.
  47. İnalcık, a.g.m., s.43.
  48. TBMMZC, Devre: 2, C 21, İçt. Senesi: 3, 42. İçtima, 16.1.1926, s. 177.
  49. TBMMZC, Devre: 3, C 25, İçt. Senesi: 4, 25. İnikat, 2.2.1931. Konuyla ilgili 4 Kanun-ı sani 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Ölçüler Layihası: Metro Esasını Kabul Ediyoruz” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır. Yazıda Ölçüler Layihasının Heyet-i Vekile’den Meclise sevk edildiği belirtilmektedir. Layihaya göre kullanılacak ölçüler ve tartılar için metro esası kabul edilmiştir. Para, mücevherat için cari vezin ve ayarlar bakidir. Türk metro kilogramı beynelmilel ölçüler idaresi tarafından tespit edilen asli numunenin aynıdır. Bu Kanunun tatbiki için İktisat Vekâletine merbut ölçü Müdüriyeti Umumiyesi teşkil edilecektir. Bu Kanun 1930 Haziran’ının birinci gününden itibaren muteber olacaktır.
  50. TBMMZC, Devre: 3, C 26, İçt.Senesi: 4, 36. İnikat, 19.3.1931.
  51. BCA, 30.18.1.2 / 27.26.15.
  52. Akşam, 25 Kânunuevvel 1932.
  53. Akşam, 16 Kânunuevvel 1932
  54. TBMMZC, Devre: 4, C 11, İçt.Senesi: 2, 18. İnikat, 31.12.1932.
  55. TBMMZC, Devre: 4, C 11, İçt.Senesi: 2, 18. İnikat, 31.12.1932.
  56. TBMMZC, Devre: 4, C 11, İçt.Senesi: 2, 18. İnikat, 31.12.1932.
  57. BCA, 30.18.1.2/39.65.12.
  58. Akşam, 10 Teşrinievvel 1933.
  59. Akşam, 6 Teşrinisani 1933.
  60. Akşam, 4 Teşrinisani 1933.
  61. Akşam, 29 Teşrinisani 1933.
  62. Akşam, 28 Kânunuevvel 1933.
  63. Akşam, 29 Kânunuevvel 1933.
  64. Akşam, 30 Kânunuevvel 1933.
  65. Cumhuriyet, 1 Kânunusani 1934.
  66. Cumhuriyet, 3 Kânunusani 1934, 4 Kânunusani 1934.
  67. Cumhuriyet, 3 Kânunusani 1934.
  68. Cumhuriyet, 5 Kânunusani 1934.
  69. Cumhuriyet, 10 Kânunusani 1934, 12 Kânunusani 1934, 15 Kânunusani 1934.
  70. Cumhuriyet, 16 Kânunusani 1934, 17 Kânunusani 1934.
  71. Cumhuriyet, 17 Kânunusani 1934.
  72. Cumhuriyet, 21 Kânunusani 1934.
  73. Akşam, 21 Kânunusani 1934.
  74. Cumhuriyet, 1 Şubat 1934.
  75. Lemi Aksoy, Modern Türkiye’de Ölçü İnkılâbı, Türk İktisat Cemiyeti Konferanslar Serisi: 13, Güneş Matbaası, İstanbul 1941, s.11.
  76. Cumhuriyet, 3 Şubat 1934.
  77. Koçaş, a.g.m., s.32. Konuyla ilgili bilgi veren başka bir kaynakta, zaman içinde şahit metrenin kaybolduğu, durumun tespiti üzerine yenisinin yaptırıldığı bilgisi verilmektedir. Bk. Şükrü Er, “Eski Ölçülerimiz ve Metre Sistemi”, Standard, S 414, Haziran 1996, s.113.
  78. Robinson, a.g.e., s.15-16, 30.
  79. Metroloji, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü, 2013, s.7.
  80. Koçaş, a.g.m., s.33.
  81. Cumhuriyet, 1 Kanunusani 1934 Pazartesi.
  82. Cumhuriyet, 1 Kanunusani 1934 Pazartesi.
  83. Cumhuriyet, 1 Kanunusani 1934 Pazartesi.

Şekil ve Tablolar